Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Antalya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mayıs 26, 2011

Pisidia’nın Başkenti

Hiç Sagalassos tabelasına rastladınız mı bilmiyorum. İstanbul Antalya arası çok gitmişliğim var ama ben hiç dikkat etmemişim. Burdur’un Ağlasun kasabasının kuzeyinde yer alan Sagalassos, söylenilene göre kazı çalışmaları bittiğinde Efes’ten çok daha ihtişamlı bir yer olacakmış. Aslında Antoninler Çeşmesini gördüğünüzde bu ihtişamın nereden geleceği ile ilgili bir izlenim ediniyorsunuz. Görür görmez bizi heyecanlandıran bu şelaleli çeşme bugün halen işlevliğini koruyor. Çeşme dışında tiyatro ve kahramanlık anıtı da tüm güzelliği ile sizi bekliyor. Çok büyük bir alana yayılmış antik kentin birçok yeri halen kazı aşamasında olduğu için ziyarete açık değil. Sagalassos’un çok güzel bir internet sitesi var. Merak edenler buraya tıklayabilirler.


DSC_4422


Yıllar önce Yeni Zelanda’lı biri ile tanışmıştım. Oralarda yaşamak nasıl diye sorduğumda güzel ama sizin için yaşamak zor olur demişti. Ve sebebini iki cümleyle açıkladı... “sıcak sizi pek sarmaz” ve “sizin gibi tarihi olan bir toplum için biz tarih yoksunu bir ülke sayılırız”. Bizim göremediğimizi ya da daha doğrusu farkedemediğimizi iki günlük Türkiye gezisinde farketmiş ve söyledikleriyle benim aklıma kazımıştı. Unutmuş gitmişim bu kısa sohbetimizi. Sagalassos’u yazarken bir anda aklıma geldi.  İnsanın bu kadar köklü geçmişe ait bir ülkede yaşaması ne büyük ayrıcalık. 


DSC_4413

DSC_4407

Mayıs 23, 2011

Kuş Sesleri Olympos’a Yayılır

Herşeyin çok çok olduğu bir tatilden döndüm dün akşam. Çok duraklı, çok keşifli, çok keyifli dört gün geçirdim. Dönerken yüreğime inceden bir sızı oturdu her tatil dönüşü olduğu gibi. Çok olan sadece duraklar ve keşifler değil... Çok çok dinlenen “Hakkında Herşeyi Duymak İstiyorum”, yolda çok çok yenen fındık, çok çok çekilen fotoğraflar, çok kahkaha, çok neşe . . .

İstanbul’dan çıktık ve dura dura Kütahya - Frig Vadisi, Sagalassos, Antalya, Olympos, Phaselis, Eğirdir Gölü derken dün akşam ayağımızın tozuyla döndük güzel şehrimize. Hepsini teker teker anlatacağım önümüzdeki günlerde. Ama önce en son konakladığımız Olympos’tan bildireceklerim var size. Hazır tazeyken anılarım hemen yazmak istiyorum, ayrıntıları unutmamak adına.

Zeytin, limon ve yenidünya ağaçlarının gölgesinde hamakların dizili olduğu bir yerde kaldık. Akşam sessizliğinin yatağa yatırıp sabah kuş seslerinin uyandırdığı, bahçesindeki ağaçlardan meyve koparıp yediğimiz, serin sularında yüzdüğümüz Myland Nature keşif yazılarıma bir tane daha ekleme gerekliliğini zaruri kıldı. Hazır önümüz yaz, yolu Çıralı’ya düşeceklere duyurulur...

Sevdalıları bilir ama benim gibi yeni keşfedenler için Yanartaş (Chimera) ve vaktiniz varsa Phaselis kaçırılmaması gereken duraklar. Kayalıkların arasından çıkan metan gazının birkaç noktada hiç sönmeden yandığını görmek çok keyifli bir tecrübe. Bir de bu sönmeyen alevleri görmek için karanlık çökmeye yakın 1 km tırmanılan kayalıklar bu yaşadıklarınızı aklınıza adeta kazıyor. Aramızda gecenin üçünde Chimera’ya çıkan arkadaşlarımız varmış. Onlara buradan selam edelim  sonsuz cesaretlerinden dolayı.

Antik Phaselis kenti ise ayrı bir yazı konusu. Antik kent görelim diye durakladığımız noktada hemen mayolarımızı giyip kendimizi serin sulara attık. Burası kalıntıları, denizi ve ışığı ile gezimizin en romantik durağıydı. Kent Rodos’lular tarafından kurulmuş ve uzun yıllar boyunca Likya’nın önemli liman şehirlerinden biri olmuş. Küçük bir not düşmekte fayda var;  giriş 8 TL ve kapanış saati 19.00.

Bu yazıda serin sular olarak anılan Akdeniz, yazın sıcağı ile serin niteliğini kaybediyor olsada Mayıs ayında benim gibi Ege sevdalısı bir insan için gayet güzel bir rotaymış. Bu gezimizde bunu öğrendim !  

olympos olymp

roma tapinagi alev alev